DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Cumartesi Günü Amasya mitinginde halkla buluşacak
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, yarın (12 Mayıs 2007 Cumartesi günü) saat 13:00’te Amasya Yavuz Selim Meydanı’nda DSP tarafından düzenlenen mitingde konuşacak.
(Mitingi izlemek için Ankara’dan Amasya’ya gitmek isteyen basın mensupları, DSP Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Vural’la iletişim kurabilirler. Telefon: 0532-284 55 58 veya 0312-212 49 50)
TARİH : 12 Mayıs 2007
SAAT : 13:00
YER : Yavuz Selim Meydanı
AMASYA
Dünya kamuoyu bizi Ermenistan’la baş başa bırakmalı
DSP Genel Başkanı Zeki SEZER " Uluslararası Ermeni Sorunu" Sempozyumu'nun açılışında yaptığı konuşmada;Ermeni sorunun çözümü için, dünya kamuoyuna yönelik geniş kapsamlı bir seferberlik gerekiyor” dedi.
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, “Dünya kamuoyu bizi Ermenistan’la baş başa bırakırsa sorun çok daha kolay çözülecektir” diye konuştu.
ANKARA- DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, “Ermeni sorununun çözümü için, dünya kamuoyuna yönelik, herkesin ve her kurumun özellikle sivil inisiyatifin de içinde bulunduğu kapsamlı bir seferberlik gerekiyor” dedi.
Sezer, Türkiye Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’nın (TÜKSEV) ATO’da düzenlediği “Uluslararası Ermeni Sorunu Sempozyumu”nun açılışında konuştu. Konuşmasına, Malatya’da yaşanan olayları kınayarak başlayan Sezer, bu olayı “çok talihsiz bir durum” diye niteledi.
YENİ NESİLLER OLUMSUZ ETKİLENİYOR
Ermeniler’in 1915’lerde yaşanan trajik olayları büyütüp kin ve intikam odağı yarattıklarını belirten Sezer, “Bu duygularla yeni nesiller olumsuz etkilenmektedir” diye konuştu.
Sezer, ortaya atılan iddiaların dayandığı birkaç temel kaynağın tamamen yanlı ve uydurma olduğunun bilindiğini ifade etti. Ermeni diasporasının dünyanın dört bir yanında çalışmalar yaptığını kaydeden Sezer, sözde soykırım iddialarının “gerçek” gibi yansıtıldığını ve dünyanın da bu yalanlara kandığını anlattı. Zeki Sezer, şöyle devam etti:
“Bu kabul ediş bazı ülkelerde parlamento kararları hâline gelmiştir. Anımsanacağı üzere Avrupa Parlamento’sunun da kararları vardır. Türkiye’nin AB’ye üyeliği bakımından konuyu önkoşul hâline getirme çabaları bulunduğu açıktır. Aynı şekilde çeşitli dış politika sorunlarında da bu konunun ısıtılıp Türkiye’nin önüne konulmak istendiği görülmektedir.”
YOĞUN BİR KAMUOYU ÇALIŞMASI YAPILMALI
Türkiye’nin iddialar konusunda uzun yıllar sessiz kalmasının, uluslararası kamuoyunda, Ermeniler’in iddialarının haklı olduğu biçiminde bir izlenim doğurduğunu belirten Sezer, şunları söyledi:
“Gelinen bu noktada olayları hem kendi halkımıza hem de dünya kamuoyuna gerçek boyutlarıyla anlatmak için her kurumun, politikacıların, tarihçilerin ve sivil inisiyatifin de içinde bulunduğu kapsamlı bir seferberlik sağlanması gerekir. Hükümetler de koordinasyonu sağlama, ve kaynakları harekete geçirme konusunda en büyük sorumluluğa sahip olduğu unutulmamalıdır.”
Sezer, dünya kamuoyunda “sözde soykırım” iddialarıyla ilgili on binlerce kitap, cd, web sitesi ve etkili lobi çalışmaları yapıldığına dikkat çekerek, “Gerçekleri anlatmakta geç kalmış olmakla beraber yılmamalıyız. Bilimsel çalışmaları, yayınları, uluslararası düzeyde tartışma olanağı sağlayacak toplantıları çoğaltmalıyız. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızı etkili bir lobi oluşturabilecek biçimde örgütlemeliyiz. Bu konuda büyük fonlar oluşturmalıyız” dedi.
Ermenistan’ın bağımsızlığını kazandıktan sonra diasporayla birleşerek eski iddiaları gündeme getirdiğine işaret eden DSP lideri, bu iddialarla beraber Türkiye üzerinden birtakım çıkarlar sağlanmaya çalışıldığını belirtti.
Sezer, Demokratik Sol Parti’nin ulusal çıkarlar açısından büyük bir duyarlılık içinde olduğunu ve Ermeni iddialarının hiçbir hukuksal ve gerçek siyasal dayanağı olmadığını söyledi.
Her iki halkın dost olduğunu ve yüzlerce yıldır huzur ve barış içerisinde yaşadığını vurgulayan Sezer, “Dünya kamuoyu Türkiye ile Ermenistan’ı sorunları çözmede baş başa bırakmalıdır” diye ekledi.
Adeta “ben geliyorum” diyen cinayetlerin kaynağı kurutulmalıdır
DSP GENEL BAŞKANI ZEKİ SEZER’İN AÇIKLAMASI
Adeta “ben geliyorum” diyen cinayetlerin kaynağı kurutulmalıdır
· Sezer, “Katillerin yakalanması önemlidir. Ama, azmettirenlerin yakalanması daha önemlidir. Bunlardan daha da önemlisi, bu tür olaylara neden olan kaynakların kurutulmasıdır” dedi. DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’in açıklaması şöyle:
Trabzon’da Rahip Santora cinayetiyle başlayan ve İstanbul’da Agos Gazetesi Genel Yayın Müdürü Hrank Dink’in öldürülmesiyle devam eden cinayetler serisine şimdi de Malatya’da 3 kişinin vahşice katledilmesi eklendi.
Hayatlarını kaybeden yurttaşlarımızın ve Alman vatandaşının ailelerine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Cinayetleri gerçekleştirenleri ve azmettirenleri de şiddetle ve nefretle kınıyorum.
Üç olayda da farklı din ve kökenden gelen insanlarımızın katledilmesi, üzerinde önemle ve ciddiyetle durulmasını gerektirmektedir.
Çünkü üç olayda da ağır ihmallerin olduğu görülmektedir. Adeta, “ben geliyorum” diyen cinayetler öncesinde gereken önlemlerin alınmadığı anlaşılmaktadır.
Son olayda da ne yazık ki bu olmuştur. Olayın meydana geldiği yayınevine çeşitli kereler baskın yapılmasına ve tehditler savrulmasına karşın hiçbir önlem alınmadığı görülmektedir.
Bu gerçek, bu tür olayların katil ve azmettiricilerini cesaretlendirmektedir. Dolayısıyla daha bir önceki olayın acısı dinmeden ve yaraları sarılmadan diğeri meydana gelmektedir.
Oysa, işleniş biçimi nasıl olursa olsun, hele hele geleceği neredeyse çok önceden bilinen olayların önlenmesi olasılığı çok yüksektir.
O nedenle merkezdeki ve özellikle de yereldeki yetkili mevki sahiplerinin sadece üzüntülerini dile getirmek ve olayları kınamakla yetinmemeleri gerekir.
Evet, katillerin yakalanması önemlidir. Ama, azmettirenlerin yakalanması daha önemlidir. Bunlardan daha da önemlisi, bu tür olaylara neden olan kaynakların kurutulmasıdır.
Üç olay da gösteriyor ki, bazı gençler, bazı kesimler tarafından, artık çok net olarak bilinen bazı amaç ve duygularla bu tür olaylar için kullanılmaktadır.
Hem bu gençlerimizin kullanılması önlenmeli ve bu gençleri kullananlar ortaya çıkarılmalı, hem de gençlerin kullanılma nedenleri çok iyi irdelenmeli ve ortadan kaldırılmalıdır.
Bu bağlamda, hangi din ve kökenden olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti kimliğini taşıyan herkesin birinci sınıf vatandaşımız olduğu ve onların da inançlarını özgürce yaşama haklarının bulunduğu gerçeği her zaman canlı tutulmalıdır.
Büyük önderimiz Atatürk’ün, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” tanımı da zaten bunu amaçlamaktadır.
Dolayısıyla birlik ve beraberlik duygularımızın, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesi kapsadığı çok iyi bilinmelidir.
Dinçer çok değerli bir politikacıydı. Üzüntümüz sonsuz
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, TBMM Başkanvekili Ali Dinçer’in ailesine başsağlığı ziyaretinde bulundu.
ANKARA- DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, CHP’li Meclis Başkanvekili Ali Dinçer’in yaşamını yitirmesine çok üzüldüğünü belirterek, “Sayın Dinçer çok değerli bir politikacıydı. Üzüntümüz sonsuz” dedi.
Sezer, İbn-i Sina Hastanesi’nde tedavisi sürerken yaşamını yitiren Dinçer’in ailesine ve yakınlarına, hastanede başsağlığı ziyaretinde bulundu. Son dönemde birçok acı haber aldığını ve yüreğinin yandığını kaydeden Sezer, “Sayın Ali Dinçer, çok değerli bir politikacıydı” dedi.
Dinçer’in Türk soluna büyük hizmetler verdiğini, hem milletvekilliği, hem de belediye başkanlığı yapmış bir kişi olduğunu anımsatan Sezer, “Üzüntümüz sonsuz. Hem milletimize hem ailesine hem de tüm CHP camiasına başsağlığı diliyorum. Kendisi hayata bağlı, insan ilişkilerinde son derecede sıcak, kararlı bir politikacıydı. Hepimizin başı sağ olsun” diye konuştu.
Baykal’la baş başa görüşmem lazım
DSP GENEL BAŞKANI ZEKİ SEZER, MUHTARLARLA GÖRÜŞTÜ
Baykal’la baş başa görüşmem lazım · Muhtarlar, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’den, solda bölünmeye son vermesini istedi, Sezer de parti kapatma dışında, uzlaşmaya açık olduğunu söyledi.
· Sezer, solda güç birliği için 3 yıldır üzerine düşeni yapmaya çalıştığını belirterek, partilerin birbirini rencide etmeden güç birliği için çaba göstermesi gerektiğini vurguladı.
· TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın Cumhurbaşkanı adayını tarif ederken “Sivil, dindar, demokrat olmalı” sözlerine de yanıt veren Sezer, dinin siyasete alet edilmek istendiğini söyledi ve “Sayın Arınç, bundan önce seçilen cumhurbaşkanlarının dindar olmadığına nereden karar veriyor. Biraz haddini aşıyor, kusura bakmasın” dedi.
ANKARA- DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, solda güç birliği için yaklaşık üç yıldır yaptığı çağrıyı yinelerken, güç birliğinin, partilerin kapısını kapatmak anlamına gelmediğini söyledi ve “Benim Baykal’la baş başa görüşmem lazım” dedi.
Sezer, DSP Genel Merkezi’nde, Türkiye Muhtarlar Derneği Genel Başkanı Ramazan Özünal başkanlığındaki heyeti kabul etti. Özünal, Türkiye’de 53 bin muhtar bulunduğunu ve onları temsilen ziyarete geldiklerini belirterek, “Çalışmalarınızı takdirle izliyoruz. Çalışan, koşan, emek verenler, bugün ekerlerse, yarın biçerler” diye konuştu. Sezer’e muhtarların sorunlarını içeren bir dosya veren Özünal, “suskun değil, hakkını arayan bir toplum” istediklerini ifade etti.
Sezer de demokrasinin sağlıklı işlemesi açısından muhtarların önemine dikkat çekti ve “Muhtarlarımız, demokrasimizin kılcal damarlarıdır” dedi. Diyalog içinde olunmasının, demokrasinin ve huzurun en önemli altyapısı olduğunu kaydeden Sezer, “Bölünmez bütünlüğümüzü bozmak isteyenler var. Sağlıklı bir demokratik sistemi oturtmak için el ele vermeliyiz” diye konuştu.
ÖNCE HESABINI VERSİN
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya ziyareti sırasında, “Huzura ihtiyacımız var, gerginliğe değil” dediğini hatırlatan Sezer, “Herhalde bu kadar dayatmayla Cumhurbaşkanı olmak, huzura değil, gerginliğe yol açacak” dedi.
Toplumun 8 Nisan’da Sıhhiye’de, 14 Nisan’da da Tandoğan’da Başbakan’a mesajlar verdiğini anımsatan Sezer, Başbakan’dan bu mitinglerin dikkate almasını istedi. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasının “yasal”, ancak “demokrasi açısından sağlıklı olmadığını” ifade eden Sezer, Meclis’in Anayasa değişikliği yapabileceğini, seçimden sonra Cumhurbaşkanlığı seçimini gerçekleştirebileceğini bildirdi. Sezer, “Böylece Başbakan, sandıkta hesabını vermiş olur” diye konuştu.
Sezer, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Başbakan’ın Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu ve DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar’la görüşmesini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Sezer, “Umarım uzlaşma arayışıdır. Umarım bilmediğimiz pazarlıkların içine girmiyorlardır” yanıtını verdi.
ARINÇ HADDİNİ AŞTI
TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın Cumhurbaşkanı adayını tarif ederken “sivil, dindar demokrat olmalı” sözlerini hatırlatan bir gazeteciye de Sezer, şu karşılığı verdi:
“Dini siyasete alet etmeye nereye kadar gidecekler, bunu anlayamıyorum. Geçenlerde bir TV programında vatandaş bana ‘Müslüman kimliği sizi niçin rahatsız ediyor cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde’ dedi. Buna çok üzüldüm açıkçası. Kimsenin Müslüman kimliği, dindar kimliği bizi rahatsız etmez. Tam tersine, kendi Müslüman kimliğimizi de kimseye tartıştırmayız.
Aslında dini siyasete, dini bazı koltuklara giden yolda, kendi amaçlarına alet etmek, öncelikle dine zarar verir. Sayın Arınç ilk defa dindar biri mi seçilecek zannediyor. Bundan önce seçilenler, bundan önceki cumhurbaşkanlarının dindar olmadığına nereden karar veriyor. Biraz haddini aşıyor. Kusura bakmasın.”
İKİ TARAF BİRBİRİNE SAYGI DUYMALI
Sezer’le sohbet eden muhtarlar, solda ve sağda parçalanmış yapıdan şikâyetçi oldular. Muhtarlar, Sezer’e, solda güçlü bir birlikteliğe ihtiyaç olduğunu, bu yüzden ‘naylon partilerin’ ortaya çıktığını, oyların bölündüğünü anlattılar.
Sezer de muhtarları haklı bulduğunu belirterek 3 yıldır üzerine düşeni yapmaya çalıştığını anlattı. DSP Genel Başkanı Sezer, mevcut ikili yapının, Türkiye’ye iyi şeyler getirmediğine işaret etti, ancak bir birleşme değil, güç birliği istediğini söyledi.
Sezer, solda birleşen partileri hatırlatırken, “Geçmişte CHP ile SHP birleşmeleri oldu, Halkçı Parti, SODEP birleşmeleri oldu. Ama bu birleşme denen şeyler, birleşme değil, bir tarafın bir tarafı yutması şeklinde gerçekleşti. Kimse oy vermedi. O yüzden diyoruz ki biz, bir güç birliği mutlaka olmalı. Ama iki taraf birbirine saygı duyarak bunu gerçekleştirmeli” dedi. Sezer, sözlerini şöyle sürdürdü:
İKİ TARAFTAN SOLU BÜYÜTMELİYİZ
“CHP’ye oy verip, DSP’ye oy vermeyecek bir kesimin olduğunu biliyoruz. CHP’ye oy vermeyecek büyük bir kesimin de DSP’ye yöneldiğini biliyoruz. Öyleyse birbirimize kavga etmek yerine, iki taraftan solu büyütüp güç birliği ile seçime gitmenin yolunu bulmalıyız.
Özveriyse, özveri. Sağduyuysa sağduyu. Üzerimize düşeni yapmalıyız. Bir CHP yöneticisi, ‘DSP’yi kapatsınlar, gelsinler’ diyor. Bu doğru değil. Bu sola hizmet değil. Bizi kapatmaya kimsenin gücü yetmez. Baykal’ın da gücü yetmez. Benim de yetmez.
Biz, solun evrensel değerlerine bağlı ama yerli değerlerle beslenmiş yerli bir sol partiyiz. Böyle partiye Türkiye’de büyük ihtiyaç var. Uzlaşma kültürünün gelişmesi açısından ihtiyaç var. ‘Kapanın, gelin’ demeleri rencide edici. Bunu söylememeleri gerekir. Oysa iyi niyetle işbirliğinden yana çabalarını sürdüren tek partiyiz.”
CHP’ye, “Seçim öncesinde bir program çerçevesinde anlaşıp, seçimden sonra da ‘Koalisyon yapacağız, şimdiden bunu ilan ediyoruz’ diyelim. Bu olağanüstü bir sinerji yaratacaktır” diye çağrıda bulunan Sezer, başka formüller de olabileceğini de dile getirdi.
Atatürk’ün “Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz” ve “Dünya senin gemiyi limana getirdiğin fırtınalarla, dalgalarla değil, gemiyi sağ salim limana yanaştırıp yanaştıramadığınla ilgilidir” sözlerini anımsatan Sezer, daha sonra şunları söyledi:
“Kimse bizim özverimizden kuşku duymasın. Hatta özveriyi o kadar ortaya koyuyoruz ki, bazıları bu özveriyi biraz acizlik gibi de algılamaya başladılar. Yok öyle bir şey. DSP Türkiye’nin en büyük meydanını dolduran tek partidir. Son derecede güçlü bir örgütü var. Son derecede temiz, inançlı bir örgütü, temiz bir geçmişi var.
DSP’nin feryadı, kendisiyle ilgili değil. Türkiye’nin, Türk insanının geleceğiyle ilgili. Seçildiğim günden sonra ilk demecimde bunu söyledim. Hâlâ aynı yerdeyim. Bunu söylerken kişisel bir durum değil bu, örgütümüzden, Parti Meclisimizden, Başkanlık Kurulumuzdan da aldığım güçle bunu söylüyorum. O yüzden tam homojen bir yapımız var. Bu da çok güzel. El birliğiyle bu hedefe koşuyoruz. Üzerimize düşeni de yapmaya hazırız. Ama lafla olmuyor bu. Onun için, basının önünde değil de belki benim Baykal’la baş başa görüşmem lazım.”
{ Önceki Sayfa } { Sayfa 1 / 6 } { Sonraki Sayfa }
|