
DSP GENEL BAŞKANI ZEKİ SEZER, TBMM’DE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISINDA DSP’NİN EKONOMİK ÖNLEM PAKETİ’Nİ AÇIKLADI:
“ÜLKEMİZİN GERÇEK GÜNDEMİ; AÇLIK, İŞSİZLİK, YOKSULLUK VE SOSYAL ADALETSİZLİKTİR”
** DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında DSP’nin Ekonomik Önlem Paketi’ni açıkladı ve “Ülkemizin gerçek gündemi; açlık, işsizlik, yoksulluk ve sosyal adaletsizliktir” dedi.
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında DSP’nin Ekonomik Önlem Paketi’ni açıkladı. DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in de katıldığı toplantıda Sezer, “Ülkemizin gerçek gündemi; açlık, işsizlik, yoksulluk ve sosyal adaletsizliktir” dedi.
DSP Lideri Sezer’in konuşmasının tam metni şöyle:
Son bir yıldır siyaset eliyle yaratılan gerginlik ve tartışmalar nedeniyle yorgun düşürülen Türkiye, her yanını hızla saran ekonomik ve toplumsal bir yangın ortamı yaşıyor!
23 Ocak 2008 tarihinde TBMM’ndeki basın toplantımızda; “bir ekonomik krizden bahsetmekten kaçınarak” yaklaşan tehlikeye dikkat çekmek istemiştim. Ancak, Hükümet’in aymazlığı sonucu, bugün gelinen noktada, Türkiye’nin, hızla ve tehlikeli bir biçimde sosyal patlama ortamına sürüklenmekte olduğunu söylemek zorunda kaldığım için üzgünüm!
ÜLKEMİZİN; YENİ BİR TARTIŞMA VE GERGİNLİK ORTAMI YERİNE, GERÇEK GÜNDEM KONULARINA ACİLEN DÖNMEYE İHTİYACI VAR
Finansal krizin dünya ekonomilerinde enflasyon risklerini artırdığı bu günlerde ülkemizde de bu konuda olumsuz bir süreç yaşanmaktadır.
Sabit ve dar gelirliler de, emekli kesim, esnaf, tüccar ve çiftçi de, kredi kartlarıyla günlük geçimini sağlama telaşına mahkum edilmiş, banka borçları ile nasıl baş edeceğini bilemez durumda bırakılmıştır.
İstihdamın ve ihracatın can damarı tekstil sektörümüzün kalbi durumundaki illerimizde fabrikalar kapalı veya düşük kapasite ile çalışmaktadır. Eldeki tesisler üretemez hale gelmiştir. 2001’deki işlem hacminin %80’i kapalıdır.
Ülkemizin her yerinde, başta tekstil sektörü olmak üzere, her alanda üretim yapan sanayi kesimi can yakıcı sorunlarla boğuşmaktadır.
Dünya finans piyasalarında son 1 yıldır yaşanan sorunun uzun vadeli etkilerinin ortaya çıkmaya başladığı bu günlerde hükümetin konuya ilişkin hiç bir ciddi adım atmamış olması ülke için son derece büyük bir kayıptır.

Bu anlamda; 2007 yılı gibi, 2008 yılı da, maalesef kaybedilmiştir. Ancak, 2009 yılının kazanılması hala mümkündür. DSP olarak biz bu yılın başında (23 Ocak ) 2008 yılının kayıp bir yıl olmaması için alınması gerekli olan önlemleri bir paket halinde önermiştik.
Hükümet, sonuç itibarıyla bizim o gün söylediklerimizin bir kısmını ilerleyen süreçte hayata geçirmeye çalışmakla birlikte, önerilerimiz bir bütün olarak ele alınmadığından, istenen sonuca ulaşılması bu aşamada zor görünmektedir.
Nitekim Hükümet ile Merkez Bankası’nın 2008 yılı için belirlediği % 4’lük hedefe karşın, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Temmuz 2008 itibarıyla tüketici fiyatlarındaki yıllık artış % 12,06, üretici fiyatlarındaki yıllık artış ise % 18,41 düzeyindedir. Dar gelirlinin enflasyonu ise, %30’u bulmuştur.
Ülkemizin; yeni bir tartışma ve gerginlik ortamı yerine, gerçek gündem konularına acilen dönmeye ihtiyacı vardır.
Siyasal çıkar kaygısıyla gerginlik yaratmak yerine, ülkedeki yangını söndürecek acil önlemlerin alınması ve el birliğiyle uygulanması gerekmektedir.
Ülkemizin gerçek gündemi; açlık, işsizlik, yoksulluk ve sosyal adaletsizliktir.
Yatırımsız, üretimsiz ve istihdamsız bir Türkiye’de bu acil sorunlarımızın çözümsüzlüğü ise, Hükümet’in tutumu ve zihniyetidir.
Hükümet, ülkenin her yanını hızla sarmakta olan yoksulluk, açlık ve işsizlik yangınını söndürmek için derhal harekete geçmelidir.
Hükümet, hayali ihracat patlamaları, pembe ekonomik tablolar çizerek halkın gözünü boyarken, kendi gözünü de kapatıp, yaklaşan bir sosyal patlamanın eşiğinde bulunduğumuzu görmediğini ve anlamadığını idrak etmelidir.
ARTIK, EKONOMİ ÖNCELİKLİ HALE GETİRİLMELİDİR
Muhalefet partileri de, yeni gerginlik ve tartışma konuları üretmek yerine, yangını söndürmek, toplumsal huzur ve mutluluğumuzu yeniden tesis etmek için, toplumun her kesimini kucaklayacak bir anlayışla el birliği ve güç birliği yapmalıdır. Artık, ekonomi öncelikli hale getirilmelidir.
Bu çerçevede;
· Tarım kesimi başta olmak üzere, küçük ve orta ölçekli işletmeler, tümüyle kriz tehdidi altındadır. Hükümet bu kesimlere dönük acil destek programı hazırlamalı, bunu hayata geçirmelidir. İstihdam ve üretim açısından bu kesimlerde yer alan binlerce işletmenin açık kalması ve üretim yapması zorunludur.
· Tarım kesiminin sorunlarını önemseyen, küçük üreticiyi de büyük piyasa oyuncusu gibi davranabilir kılacak entegre üretim projelerinin hayata geçirilmesi, çiftçilerin talebini öngörerek üretimini planlayabilir hale getirecek örgütlenme modellerinin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Tarımda ciddi bir teşvik uygulaması gerekmektedir.
· Daha önce de söylediğimiz gibi; ivedilikle bir Ulusal Enerji Şurası toplanmalı ve önümüzdeki döneme ilişkin bir Ulusal Enerji Stratejisi oluşturulmalıdır. Bu noktada, enerji üretimine ilişkin yeni teknolojilere acil ihtiyaç bulunmaktadır. Böylece enerji maliyetlerinin aşağıya çekilmesi sağlanabilecektir.
· Cari açık kaldırılamaz boyutlardadır. Cari açığı doğuran önemli etkenlerin başında gelen ithalata, özellikle de ara malı ithalatına bağımlılığı ortadan kaldıracak bir yatırım planlaması yapılmalıdır. Bu kadar çok açık veren ülkeler, kendi kararlarını verirken zorlanmaktadır.
· Özellikle bölgesel düzeyde bir yatırım teşvik sistemi oluşturulmalı ve işsizliğin tehlikeli boyutlara vardığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ile Karadeniz Bölgesinde kamu ve özel sektör işbirliği ile bölge potansiyelllerini göz önüne alan yatırımlara hız verilmelidir.
· Ar-Ge ve yenilikçilik ile orta ve yüksek teknolojiyi hedefleyen bir sektörel teşvik sistemi bugünden oluşturulmalı ve hemen uygulamaya geçilmelidir.
· Kendi finansmanını sağlayabilir yatırımlar (enerji, şebeke yatırımları gibi) öne alınmalıdır.
· İthal etmek yerine üretmeye teşvik edecek yatırım ve istihdam politikaları acilen oluşturulmalıdır. Özellikle çalışanları mağdur etmeyecek şekilde istihdam maliyetlerini azaltmaya yönelik önlemler alınmalıdır.
· Yüksek faiz ve aşırı değerlenmiş kur politikasına bağlı finans ve para politikaları yeniden değerlendirilmelidir. Ülkemizdeki tüm sektörlerin yabancı girdi bağımlılığını artıran politikalar da gözden geçirilmelidir.
· Özellikle temel hizmetler ile toplu ulaşım hizmetlerinde uygulanan katma değer vergisi oranları indirilmelidir.
Tüm bu gerçekler yanında, ülkeyi 6 yıldan beri yönetme sorumluluğu bulunan AKP’nin, Yüce Mahkemenin kararıyla, laikliğe karşı eylemlerin odağı haline geldiği tescillenmiştir.
Aslında, Anayasa Mahkemesi kararından sonra erken genel seçimi de kaçınılmaz hale gelmiştir.
Böyle bir dönemde AKP’nin kendi siyasal çıkarlarını öne çıkartarak atacağı sorumsuz adımlar, giderek zayıflayan ve kırılganlığı artan ekonomik yapıyı toplumsal bir felakete dönüştürebilecektir.
Bu noktada, yeni Anayasa değişikliği gibi girişimlerle, yeni toplumsal gerilimler ve siyasal tartışmalar üretmek yerine, sorunlarımızın çözümünü kolaylaştırmak için ülkenin gerçek gündemine yoğunlaşmamız kaçınılmazdır. Ülkenin gerçek gündemi ekonomidir.