Türkiye'nin Interaktif Seçim Meydani
Etkin Patent | Bizim Kentimiz | ensonmoda | Pazar Dünyasi | ensonmodeller | Hizmet Dünyasi | alisverispostasi | etkinkariyer Marka Basvurusu MarkaGenel Tanitim Organizasyon Semasi CE Markasi TSE/TSEK Belgesi TSE Hizmet Yeterlilik Belgesi GOST-R (RUSYA) ISO 9001 (KALITE) ISO 14001 (ÇEVRE) OHSAS ISO 18001(Saglikve Güvenlik) ISO/TS 16949:2002 FSA 13485(MDEIKAL) EN SA ISO 17025 SA 8000 (Sosyal Sorumluluk) Gida Belgeleri (Genel Bilgi) HACCP EUREPGAP ISO 22000 Egitimler Basvuru Formlari

MHP Sinanpaşa İlçe Başkanlığı - vekilblog.com

 

MHP Sinanpaşa İlçe Başkanlığı 

MHP MİLETVEKİLİ ADAY LİSTESİ

11:29, 2007-Jun-12  ..  0 yorum  ..  Link
AŞAĞIDKİ LİNKE TIKLAYARAK MHP MİLETVEKİLİ ADAY LİSTESİ   GÖREBİLİRSİNİZ
http://vekilblog.com/mhpgenelmerkezi/Secim+Meydanlari


4.Bölge İstişare Toplantısı Konuşması

07:52, 2007-Mar-25  ..  Kategori   ..  Link

Genel Başkanımız Sayın Dr. Devlet Bahçeli'nin
4.İstişare Toplantısında Yapmış Olduğu Konuşma


25 Mart 2007-İstanbul

 

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Sayın Basın Mensupları,

 

İstanbul İl Başkanlığımızın ev sahipliğinde 4. Bölge İstişare toplantısını gerçekleştirmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz.

 Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale, Kocaeli, Sakarya illerini kapsayan bu toplantıya katılan dava arkadaşlarıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

 Cenab-ı Allah’a, tek başına iktidar yolunda bizleri yeniden buluşturduğu için şükrediyorum.
 
Değerli basınımızın mensuplarına görevlerinde başarılar diliyorum.

Hoş geldiniz, şeref verdiniz.

Değerli Dava Arkadaşlarım,


Türkiye bugün, beşinci yılının içinde bulunan AKP iktidarının neden olduğu, siyasi çatışma ve gerilim, sosyal çözülme ve bunalım, ekonomik buhran ve belirsizliklerin yaşandığı çok kritik bir süreçten geçmektedir.
 
AKP yönetimde, ülkemizin, milli birliği, milli ekonomisi, milletimizin ve devletimizin varlığı ve bekası ile iç ve dış güvenliği çok yüksek risk, tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya karşıyadır.
 
Bugün artık Türk milletini, dış tesir ve müdahalelerden koruyacak ekonomik, kültürel, sosyal ve ahlaki güvenlik duvarları AKP zihniyetinin teslimiyet anlayışı ile yıkılmaya yüz tutmuştur.

 Geride kalan kayıp yıllar içinde; Kıbrıs, Avrupa Birliği, Irak, terörle mücadele, Türkmenler, sözde Ermeni meselesi gibi bütün milli meselelerde yaşanan iflas gözlerimizin önünde gerçekleşmiştir.

 Hükümetin gaflet ve ihanet arasındaki siyaseti sonucu, bölücülük yeniden hortlamış, Türkiye’nin milli birliğini hedef alan tahrikler AKP’nin gönüllü kılavuzluğunda hız kazanmıştır.

 Milletimiz, ağır ekonomik sorunların aşılması umuduyla bugüne kadar büyük fedakârlıklarda bulunmuş ve refaha ulaşmayı sabırla beklemiştir.

 Ancak, dört yıllık icraatı ile hiçbir sorununu çözmeyen hükümetin, artık milletimize verebileceğinin kalmadığı herkes tarafından anlaşılmıştır.

 İş başındaki AKP zihniyeti,
 
Manevi değerler üzerinden ucuz siyaset yaparak,
Türkiye’nin milli çıkarlarını pazarlayarak,
Milletimizin şeref ve haysiyetini tartışarak,
Şahsi ihtirasları için Türk milletinin geleceğini ateşe atarak sakat, çarpık ve ilkesiz bir anlayışın temsilcisi olmuştur.
 
İlk seçimde çekip gidecek olan AKP, Türk siyasi tarihinde; taviz ve teslimiyet üzerine inşa ettiği yalan siyaseti, yağma anlayışı ve yozlaşma kültürü ile anılacaktır.

 AKP’den başlayan çürüme ve kokuşma, toplum ve devlet hayatımızın her alanına sirayet etmiş ve bunun sonucu ahlaki değerlerimizin temellerini sarsan bir manevi çöküş süreci hız kazanmıştır.

 AKP iktidarının beşinci yılında Türkiye, kanunsuzluğun kol gezdiği, vurgun ve hırsızlığın prim yaptığı yolsuzluklar ülkesi haline getirilmiş, namuslu insanlarımız yoksulluk, ümitsizlik ve korkuya terkedilmiştir.

 Siyasi, ahlaki ve vicdani hiçbir ölçü ve sınır tanımayan bu inançsız kadrolar, bir iktidarın temel görevi olması gereken;

 Türkiye Cumhuriyeti devletinin milli güvenliğini,
Türk milletinin milli birliğini, bekasını ve refahını,
Toplumsal huzur ve asayişimizi, çok ciddi ve ağır tehlikelerle karşı karşıya bırakmıştır.
 
Her cephede yaşanan çöküntü Türkiye’yi, siyasal kaosa ve sosyal bir kargaşaya doğru hızla sürüklemektedir.

 Hükümetin bütün hünerini gösterdiği en başarılı alan ise AKP kadrolarının içine gömüldükleri yolsuzlukların üstünü örtmek ve yöneticilerini aklamak olmuştur.

 Hayatlarından memnun olan bir azınlığın, “istikrar” adına genel seçimlerden bile vazgeçmeye hazır oldukları bu talan ortamında, geniş halk kitleleri yokluk, yoksulluk içinde kıvranmaktadır.

 AKP hükümeti ile Türkiye, bir taraftan üzerinde hesapları olan mihrakların, diğer taraftan ise yağmadan hisse kapmaya çalışan çıkar çevrelerinin, ümit ve geçim kapısı haline gelmiştir.

 Menfaatleri için AKP’nin payandası olmayı sürdüren bu çıkar odaklarının, hükümeti övmek ve yaklaşan krizleri örtmek ve ötelemek üzerine, bir riya ve tezahürat yarışına girmiş oldukları zaten bilinmekteydi.

Şimdi ise, aralarında bazı medya gruplarının da bulunduğu kimi çevrelerin, AKP’nin tanıtım ve reklâm faaliyetlerini gönüllü olarak üstlendiklerine şahit olunmaktadır.

 Bu kapsamda her gün bir kuruluşun, içinde sinsi senaryoların saklandığı, düzmece ve dayanaksız “kamuoyu yoklaması“ adı verilen anketlerle, milletimizin iradesine engel olmaya çalıştıkları anlaşılmaktadır.

 Gelinen bu noktada, yağmadan beslenen çevreler ile hükümet arasında, birbirini tamamlayan ilişkiler ağının derinleştiği ve kirli siyaset, kirli ticaret, kirli kazanç şebekesinin, düştükleri çukurda birbirlerine mahkûm hale gelmiş oldukları görülmektedir.

 Geleceklerini ve varlıklarını, AKP zihniyetinin mutlak devamında gören yerli ve yabancı asalakların, AKP’siz bir Türkiye’nin olamayacağına dair kara propagandaları için bir organize siyaset şebekesi gibi çalıştıkları belli olmuştur.

 Bu kredi, taviz, talan ve riya çarkının farkına varan vicdan ve merhamet sahibi az sayıdaki aydın ve medya kuruluşları ise AKP istibdadının tehdit ve şantajlarına maruz kalmaktadır.

 Siyaseti çıkar ve ikbal fırsatı olarak gören bu ilkesiz kadroların, ahlaktan uzak ve milli değerlerden yoksun yönetim anlayışını hâkim kılmak için, sinsi bir tahrip ve tertip kampanyasını yıllardır yürüttükleri hepimizin malumudur.

 Özellikle “finale yaklaşıyoruz” diyen Başbakan’ın merkezinde bulunduğu, planlı bir gerilim ve baskı politikasıyla, artık her şeyin çivisi çıkmış, ülkemizdeki bütün ölçü ve ayarlar kaçmıştır.

 Bu aşamada, Başbakan’ın, partisini de, demokrasimizi de sıkıntılı bir sürece sürüklediğinin farkına varma zamanı gelmiştir.

 Bu zihniyetin, çürümekte olan ömrünü birkaç ay daha uzatabilmek için her türlü rezaleti ve tertibi göze alabilecek ahlaki zafiyete düşmüş olduğu bütün çıplaklığı ile görülmektedir.

 İçte, inançları istismar ile mazlum ve mağdur rolü; dışta tam teslimiyet üzerine kurgulanan sanal AKP siyaseti, Başbakan’ın dediği gibi finale gelmiş ve uçurumun kenarına dayanmıştır.

 Türkiye bugün kan kaybetmektedir. Sürekli bir suni gerginlik ve suni iyimserlik senaryoları arasına sıkıştırılarak aklı karıştırılmış ve bocalayan bir ülke haline getirilmiştir.

 Türkiye’nin içinde bulunduğu durum ve yaşanan gelişmeler, Türk milletini seçim gününe kadar tehlikelerle dolu, çok zor ve sıkıntılı günlerin beklediğinin habercisidir.

 Yarattığı tahribat milli bir afet boyutlarına ulaşan AKP zihniyeti, artık Türkiye’nin bekası için başlı başına ve en büyük tehdit haline gelmiştir.

 Geride kalan kayıp yıllar iktidarın yaşayabilmek için devletimizi, demokrasimizi ve toplum hayatımızı içten içe kemirmekten, kurumlarla çekişme ve çatışma yaratmaktan kaçınmayacağını göstermiştir.

 AKP’nin son oyunu, Yargıtay’daki 23, Danıştay’daki 6 boş üyelik için yaklaşık on buçuk aydır seçimi engellemesi ile ortaya çıkan yeni bir bunalımdır.

 7 Ocak 1946’dan buyana çok partili olan demokrasimiz açısından bu vahim gelişme, yürütme gücüne sahip hükümetin, yargıyı önleme ve yargı üzerinde baskı oluşturma ve tek parti diktası oluşturma e arzusudur.

 Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun karar almasını, müsteşarı vasıtası ile önleyen Adalet Bakanı ve hükümet bu tavrı ile açıkça suç işlemektedir. Suçu tutanakla da sabittir.


Başbakan’ın yasama ve yürütme yetkilerinin ardından yargıyı ele geçirerek ulaşmak istediği siyasal netice, devlet ve millet karşıtı bir azınlık tahakkümüne dayanan “Baas rejimi”dir.

Buradan bu tehlikeli oyunu oynamaya yeltenen Başbakan’ı uyarıyorum: Türkiye Cumhuriyeti asla ve asla bir parti devleti olamaz. Bunu aklınızdan çıkarınız.

 Türk milleti ve devleti, “mutlakiyet” arayan Başbakan ve maiyetine dur demeye muktedirdir. Sakın yanlış yapmayınız.

 Dileğimiz, hükümetin ayağını denk alması ve başına gelecekleri iyi hesaplamasıdır.

 Artık kuşkuya yer bırakmayacak şekilde anlaşılmıştır ki, vatanımız için başka coğrafyalarda düşman ve işbirlikçi aramaya gerek yoktur. Bunun adresi AKP’dir.

 Bu ilkel zihniyet, ilk seçimde silinip gidecek ve demokrasi tarihimizde bir leke olarak kalacaktır. Artık akıbet ortadadır. AKP’nin sonu gelmiştir.

 Başbakan’ın asabiyeti de bundandır. Argo, ve tahkir dolu sözleri gerilen sinirlerinin işaretidir. Kendisi de gidişatın farkındadır. 


Ancak korkunun ecele faydası yoktur. Geldikleri gibi gidecekler, gittikleri yerde mutlaka ve mutlaka hesap vereceklerdir.

 Bu hesabı sormak, Milliyetçi Hareket için vatan borcu haline gelmiştir.

 Değerli Dava Arkadaşlarım,

 AKP’nin cepheleşme ve kutuplaştırma stratejisinin son ve en tehlikeli örneği Cumhurbaşkanlığı seçimleridir.

 Demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizde 29 Ekim 1923 tarihinden bugüne kadar 10 Cumhurbaşkanı görev yapmıştır.

 Aralarında demokratik teamüllere aykırı seçilmiş olanları varsa da hiçbirinin seçim süreci, AKP döneminde olduğu kadar rezalet ve gerilimlere açık olmamıştır.

AKP zihniyetinin, her alanda yaşadığı ahlaki aşınmayı Cumhurbaşkanlığı seçiminde de, üstelik kamuoyu önünde tekrarladığı görülmektedir.


Türk devletinin zirvesinde bulunan bu en üst makamı bir krallık, TBMM’ni de kralı kutsayan naibler topluluğu zanneden AKP zihniyeti, konuyu artık iyice sulandırmış ve işi veliahtların anket yoluyla seçimi gibi bir rezalete dönüştürmüştür.

 
Hergün, kimin Cumhurbaşkanı olması gerektiğine yönelik bir AKP anketinin gündemi meşgul ettiği bu süreçte, Türk devletinin en büyük mevkisi, Başbakan tarafından adeta pazara düşürmüştür.


Eskilerin “kâht-ı ricâl” dedikleri devlet adamı kıtlığını partisinde derinden yaşadığı anlaşılan ilkel AKP zihniyeti aday listeleri ile seçimi mezata çıkarmış, tıpkı siyaseti olduğu gibi bu önemli konuyu da kendi seviyesine indirerek, süründürmeyi başarmıştır.

 Elinden gelse Cumhurbaşkanlığı, Meclis başkanlığı ve Başbakanlığını birlikte yürütmek isteyecek olan muhteris ruhi yapının sahibi, bu tavrı ile adaylarda, liyakat, tecrübe ve nitelik aramadığını da göstermiştir.

 Hatırlatmak isteriz. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı makamı; Atatürk’ün seçilmesi ile birlikte, Kurtuluş Savaşı kahramanlığının simgelendiği kutlu bir yer olmuştur.

 Buraya heves eden Başbakan’ın seçimi halinde Çankaya, ne ile ve hangi erdemle temsil edilecektir.

 Kendi çiftçisinin “anasına” hakaret eden,
Mehmetçiği “yan gelip yatmakla” suçlayan,
Aziz şehitlerini “kelle “olarak tanımlayan,
Bölücü katile “sayın” diyen,
Milletimizi “kimliksiz” yapmaya çalışan,
Hakkındaki suçlardan aklanamayan Başbakan, bu sabıkalarından hangisi ile anılacaktır.
Çankaya’da, taviz ve teslimiyet mi, bağımlılık ve ilkesizlik mi, peşkeş çekme ve işbirlikçilik mi, argo ve hakaret mi? hangisi temsil edilecektir?

Bunu Milliyetçi Hareketin kabul etmesi mümkün değildir.

Bu duruma hiçbir milliyetçinin rıza göstermesi mümkün değildir.

Buradan Başbakan’a sesleniyorum:

Türk devletinin dinamiklerini ve kurumsal ilişkilerini yeterince tahrip ettiniz.
Türk milletinin siyaset ve diplomasi geleneklerini fazlasıyla istismar ettiniz.
Toplumsal dokumuza, kardeşliğimize ziyadesiyle zarar verdiniz.
Devletin bütün kurumlarıyla ve toplumun bütün kesimleriyle çekiştiniz,
Türkiye’nin milli ve manevi değerleri üzerinden kışkırtıcılık yaptınız,
Devletin kuruluş ilkelerini siyasi ikbaliniz için tartıştırdınız,
        Gelişmelerden, talip olduğunuz mevkiinin ilelebet yaşayacak olan Türk devletinin başkanlık makamı olduğunu anlamamış olduğunuz görülmektedir.

 Bir rejim sorununa dönüşebilecek siyasi bir bunalıma sürükleyerek ülkemize yeni bir zarar daha vermeyiniz.

 Hiç değilse bu kez, Türk Devleti’nin Cumhurbaşkanlığı mevkiini daha fazla incitmeden, sulandırmadan bir karar veriniz. Ve açıklayınız:      Aday mısınız,  değil misiniz?

Aday değilseniz, magazine düşürmeden, dedikoduya fırsat vermeden daha fazla yıpratmadan adayınızı açıklayınız.

Biz buradan, can çekişen AKP zihniyetine “Köşk için nabız tutuyoruz” adı altında yaşanan seviye kaybının telafisini, Çankaya’ya çıkaracakları şahısla bile kurtaramayacaklarını duyurmak istiyoruz.

 Türkiye, ehven-i şer’e mahkûm edilmeyecek kadar büyük bir devlettir.

 Bu vesile ile Meclis’te bulunan siyasi partileri de Cumhurbaşkanlığı konusundaki ilkelerini açıklamaya ve arkasında durmaya davet ediyoruz.

 Siyasal şartların ve dış desteğin eseri olan AKP iktidarında, Başbakanlığı’na bile artık tahammül edilemeyen şahsın, yedi yıl sürecek yeni bir tasallutuna Türk milletinin katlanması mümkün görülmemektedir.

 Uzlaştırıcı kişilik özelliklerinin yanı sıra toplumsal ve kurumsal uzlaşma gerektiren bu makamın, kavgacı ve bozguncu bir mizaca teslim edilmesi söz konusu değildir.

 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı;

 Cumhuriyetin temel değerleri ile çatışan,
Milletin birlik ve beraberliğine muhalif,
Halkı ve devletin temel kurumları ile kavgalı bir şahsın sığınağı olmamalıdır ve olmayacaktır.
 
AKP içinden kim çıkarsa çıksın, bu aşamadan sonra 11. Cumhurbaşkanı’nın şaibeli, zayıf ve ürkek olacağı muhakkaktır.

 Tehlikeli bir kumar oynamaya hazırlandığı görülen AKP’nin, doğacak sonuçları idrak etmesi her şeyden önce kendi hayrınadır.

 Buradan açıklıyorum, bu şartlarda seçilecek bir Cumhurbaşkanı’nın yönetim süresi, tek başına MHP iktidarında son bulacaktır.

 Değerli Dava arkadaşlarım,

 Bizim milliyetçilik anlayışımıza göre bir ülkenin huzur, güvenlik ve asayiş içinde bulunması, ancak millet fertleri arasında refah, adalet, ahlak ve eğitimin yükselmesi ile mümkün olabilir.

 
Başka bir ifade ile suçun ve suçluların artıyor olması, yoksulluğun, adaletsizliğin, çaresizliğin ve yolsuzluğun arttığının, ahlâkın zayıfladığının, sosyal dokunun bozulduğunun bir işareti sayılmalıdır.

 AKP’nin getirdiği bugünkü seviyede, siyasi ve ekonomik güven ve istikrar ortamından, iç huzur ve güvenlikten bahsedilemeyeceği de gün gibi ortadadır.

 Bugün işbaşındaki AKP yönetimi ile milletimizin açlıkla yoksulluk arasındaki ince çizgide gidip gelerek, çok zor ve sıkıntılı bir hayat sürdürmeye çalıştığı hepimizin bildiği ve yaşadığı bir gerçektir.

 AKP Türkiye’sindeki çürüme ve çözülme, hukukun, can ve mal güvenliğinin, toplumsal ahlâkın hızla aşınmasına da neden olmaktadır.

 Özellikle başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerimizinde ahlaki çöküşün, asayişsizliğin, terörün, toplumsal güvensizliğin ve kuşkunun egemen olduğu bir bunalım AKP iktidarı ile zirveye ulaşmıştır.

 Avrupa Birliğine girme heyecanı ile toplumsal dengeleri dikkate almayan AKP’nin çıkardığı yasalar, suçun ve suçlunun önünü açmış ve sokaklar suçlulara teslim edilmiştir.

 
“Özgürlük ve güvenlik arasında denge kuruyorum” denilerek suçlulara özgürlük sağlanmış, kamu otoritesi zayıflatılarak, adliye, polis, ve jandarma çaresizliğe itilmiştir.

 AKP iktidarının sorumsuz ve umursamaz tavırları sonucunda özellikle büyük kentlerde, vatandaşlarımız tehdide, şiddete maruz kalmış, asayişe yönelik hadiseler artık halkın günlük hayatını etkileyecek boyutlara ulaşmıştır.

Türkiye’de polis bölgelerinde 2006 yılı itibariyle meydana gelen asayiş olayı sayısı 785 bin’i aşarak 2002 yılına göre %260 artış göstermiştir.

 Bu oranla devamı halinde 2007 yılı sonunda Türkiye çapında emniyet bölgesinde işlenecek suç sayısının 1 milyon 250 bin’i aşması beklenmektedir. Bu, her 60 vatandaşımızdan birinin, bir yıl içinde suça maruz kalacağını göstermektedir.

 Sokaklar, spor klüpleri, sporcular, dini mabetler ve din görevlileri, kamuya ait binalar, işyerleri, meskenler, yayalar, otomobil sürücüleri, üzerinde para veya çanta taşıyanlar yayılan suçların ve artan suçluların artık açık hedefi haline gelmişlerdir.

 Ülkemizin huzur ve güvenliğinin, emniyet ve asayişinin tarihte görülmediği kadar bozulduğu bu dönemde, AKP yöneticileri hiçbir sorun yokmuş gibi davranmaya, suçu olağan bir sonuç gibi algılamaya devam etmektedirler.

Yakalanan suçlular, adliyeyi mağdurdan önce terk etmekte, yetersiz mahkûmiyet kararları da suça özendirici olmaktadır.

Sonuçta ise, polisin kendi konutlarını koruyamadığı, vatandaşımızın ödül koyarak suçlu aradığı, belediye otobüslerinin giremediği, mahallelinin sopa ile nöbet tuttuğu bir Türkiye tablosu ortaya çıkmıştır.


İnsanlarımızın işteyken aklı evinde, evindeyken aklı işinde kalmakta, bir suça maruz kalma kaygısıyla yaşamaktadır.

Hükümetin uzaktan seyrettiği asayiş problemi artık yalnızca yetişkinleri değil çocuklarımızı da etkileyecek boyutlara ulaşmıştır. Alınamayan tedbirlerin ve umursamazlığın neticesinde suç işleme yaşı düşmüş, bebek denecek yaştakiler bile suçlarda kullanılmaya başlamıştır.


 “Herkesin başına polis dikemeyeceklerini” söyleyerek sorumluluk almayan, ve “ayda bir iki olay, büyütmemek lazım” diyerek küçümseyen Başbakan’ın gafleti, suçları okullara kadar indirmiş durumdadır.

 Türkiye, suç ve suçluluk konusunda çok vahim bir sona doğru ilerlemektedir. Hükümetin bu sorunu önleyemeyeceği, önlemeye de kudretinin olmadığı anlaşılmıştır.

 Geldiğimiz bu noktada asayişsizlik, ülkemizin milli güvenliğini ve devletin bekasını bile etkileyecek öncelikli ve asla ihmal edilemeyecek bir konu haline gelmiştir.

 
Değerli dava arkadaşlarım,

 Bütün bu suçların ve suç ortamının sorumluluğu hükümet ve politikalarındadır. Son dört yıl içinde üç misline yaklaşan suçlar karşısında İstanbul Valisi’nin dünyanın başka kentleri ile yaptığı mukayeseler bu gerçeği değiştirmemektedir.

 Artan suçlar ve bozulan asayiş, AKP hükümetinin sanal başarı yalanları için en gerçek ve hayatın içinden çıkmış en önemli tekziptir.

 Bilinmelidir ki,

Ailenin refahı ve huzuru sağlanmadan,
Adaletli ve hakkaniyetli bir gelir dağılımı olmadan,
Halkımızın iş ve istihdam ihtiyacı karşılanmadan,
Yolsuzluk, istismar ve adam kayırma ortadan kalkmadan,
Suçluları caydıran ve cezalandıran yasalar konulmadan,
Kolluk gücüne müdahale inisiyatifi tanımadan,
Çocuklarımızın ahlaki eğitimi tamamlanmadan,
Ceza infaz sistemi sağlıklı bir yapı ile işler hale gelmeden, huzur ve asayişin sağlanması asla mümkün değildir.
 
Huzursuzluğun gerçek nedeni ve mihrak noktası, bu yönetim anlayışı ile AKP’dir ve Başbakan’dır.

Yaklaşan Tek başına Milliyetçi Hareketin iktidarında bu defter de açılacak ve bu ilkesiz zihniyetten mutlaka hesap sorulacaktır. Kaçış ve kurtuluş yoktur.

 Değerli Dava Arkadaşlarım,

 Konuşmamın bu bölümünde ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşanan bir gelişmeye değinmek istiyorum.

 Milli köklerinden kopmanın, millet sevgisinden uzaklaşmanın, nasıl sonuçlara neden olacağının vahim bir örneği, geçen hafta gerçekleşen bir olayla, bir kez daha ortaya çıkmış bulunmaktadır.

 Kendilerini, Anavatanına değil Rum yönetimine; İstiklal Marşına değil, Rum şarkılarına yakın hisseden, onurunu kaybetmiş bir grubun yaptıkları, Kıbrıs Türklüğünün tarihine düşmüş kara bir leke olarak yaşayacaktır.


Basında yer alan haberlere göre; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki bir partinin, şehitler gününe denk getirilen kongresinde; İstiklal Marşımız okunmamış, şehitlerimize saygı duruşunda bulunulmamış, kongre süresince Rum siyasi şarkıları çalınarak, sözde birleşik Kıbrıs’la ilgili zırvalar alkışlanmıştır.


Rum’a yakın, Türk’e uzak bu zihniyetin; isminden başka Türklükle alakasının kalmadığı anlaşılan bu partinin toplantısında, ihanet bununla da kalmamış, toplantıya Yunanistan’ ve Rum yönetiminden katılan davetliler “ortak vatan” çağrısında bulunma küstahlığını göstermişlerdir.

 Avrupa Birliği macerasında AKP zihniyetinin teslimiyet yoldaşı olan partinin, bu toplantısına katılan AKP temsilcileri bu rezaleti pişkinlikle ve utanmadan izlemişlerdir.

 Bu olay ile Kıbrıs’ı Türkiye’nin sırtında bir kambur gören AKP zihniyeti’nin ardından, soyunu kaybetmiş bazı şahısların, Türklüğü de bir kambur olarak görmeye başlamış oldukları anlaşılmaktadır.

 Böylesi bir çürümüşlüğün, bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde iktidar ortağı olması ise çok büyük bir talihsizliktir.


Geçtiğimiz günlerde, “hellim peyniri”nin kime ait olduğuna yönelik Kıbrıs’ta Rumlarla yaşanan bir tartışma hepimizin malumudur. Bu gelişme ile şahsiyetini kaybetmiş bu zihniyet nazarında, Türklüğü savunmanın, peynirin kaynağını aramak kadar bile önem taşımadığı anlaşılmaktadır.

 Kıbrıs Türkü’nün şerefli ve kahraman mücadelesinde leke olarak yerini alacak olan bu hadiseyi şiddetle kınıyorum.

 Kimliklerini terk ve inkâr ederek, Rumlara sırnaşarak siyaset yapmak isteyen işbirlikçileri huzurunuzda lanetliyorum.

Temennimiz Kıbrıs Türkünün bir an önce silkinerek uyanması ve ilk seçimde bu rezaletlerin hesabını sorması, bu defolu zihniyeti tavsiye etmesidir.

 Bilinmelidir ki Kıbrıs Türk’ü yalnız değildir. Milliyetçi Hareket Kıbrıslı soydaşlarımızın ilelebet yanındadır.

 Değerli Dava Arkadaşlarım,

 Bugün AKP politikalarının her konuda iflas ettiği, ortadadır. Türk milletini adım adım buhrana götüren ve çöküntü yaşatan AKP için umut ticaretinin artık sonuna gelindiği, hükümetin panik halinden de anlaşılmaktadır.

Türkiye’de, manevi değerlerin istismarı ile ucuz siyaset yapan, Türkiye’nin milli çıkarlarını, onurunu pazarlayan bir iktidar ömrünü tamamlamak üzeredir.

 Türkiye’nin tehlikeli bir yola sokulmakta olduğunu dört yıldan beri ısrarla savunan Milliyetçi Hareket, bugün karşımıza çıkarılan bu vahim durumu zamanında görmüş ve gerekli uyarıları zamanında yapmıştır.

 Bu aşamada, ülkemizin ve milletimizin sürüklendiği açmaz karşısında, ortak akılla ve sağduyunun rehberliğinde, ülkeyi felaketten çıkarmak için milliyetçilerin iktidarından başka çözüm yolu gözükmemektedir.

 Türkiye’mizin kuşatıldığı, tarihimizin yargılandığı, kardeşliğimizin sarsıldığı, değerlerimiz tartışmaya açıldığı, bu tehdit ve risklerle dolu süreçte ülkemin yegâne umudu Türk Milliyetçileridir.

 Milliyetçilik, Milli mücadeleyi veren fikrin adıdır. Milliyetçilik, Cumhuriyetimizi kuran iradenin adıdır.

 Türk milliyetçiliği,  şimdi de bu yeni sömürme ve eritme siyasetinin önüne engel olarak çıkmalıdır. Ve Çıkacaktır.

 Başka başkentlerin sunduğu kurtuluş reçetelerinin Türk milletini bir adım ileri götürmeyeceği açıktır.  Bunun tek çözümü, dünyaya “Türkiye”den bakmakla mümkündür. Meseleleri “Türkçe” okumakla mümkündür.

 Bu nedenle, bütün vatanseverlerin, bütün milliyetçilerin, yüreği vatan için çarpan herkesin adresi Milliyetçi Hareket Partisi olmalıdır ve olacaktır.

2023 yılında lider ülke Türkiye ülküsü, ancak böylesi bir elbirliği ve güç birliği ile gerçekleşebilir.

 
Bilinmelidir ki, Milliyetçi Hareket Partisi’nin tek başına iktidarında daha onurlu, müreffeh, huzurlu, adil ve güçlü bir gelecek milletimizi beklemektedir. Hedefimiz tek başına iktidardır.

Milliyetçi hareketi iktidara taşıyacak olanlar ise sizlersiniz.

Hakka yürüyüşünün 10. yılına yaklaştığımız önümüzdeki günlerde rahmet ve minnetle andığımız Başbuğumuz Türkeş Beyin tanımı ile “Hepiniz birer Türk Bayrağısınız”

Biz, bu bayrağı lekelememek, kirletmemek, yere düşürmemek üzere and içtik. 

Ben, bu inançla aziz milletimin emanetini kucaklayarak yola çıkıyorum.  Ve şimdi sizlere soruyorum:

Benimle beraber, Türk milletini ayağa kaldırmaya hazır mısınız?

Tek başına iktidar yolunda bana yol arkadaşı olmaya hazır mısınız?   O halde yolumuz açık olsun.

 

Değerli Dava arkadaşlarım,


Bu toplantının, saflarımızı sıklaştırmak ve tazelenmiş bir inançla yolumuza devam etmek için bir vesile olduğunu düşünüyorum.

 Türkiye sevdalısı olan herkesin, “Türk milleti” ortak paydasında buluşacaklarına, milli değerler etrafında kenetleneceklerine yürekten inanıyorum.

Bu kucaklamaya vesile olan İstanbul İl Başkanlığına, heyecanla katılan dava arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.

 Buradan gideceğiniz vatan köşelerine, aziz milletimizin her ferdine, en içten selam ve sevgilerimi tek tek götürünüz.

 Her birine yaklaşan tehlikeleri anlatınız, milliyetçiliği tanıtınız. Sabırla ve sükunetle yaklaşınız, başaracağımıza inanınız.

 Bu vesile ile Tek başına iktidara giden yolda bütün arkadaşlarıma üstün başarılar diliyorum.

 Yüce Allah’ın, Türkiye'nin geleceğine sahip çıkma mücadelesinde milliyetçilerin emeğini karşılıksız bırakmayacağına inanıyorum.

 Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyor ve kucaklıyorum.  Sağ olun, var olun.

 Tek başına iktidar için, tek yürekle ve hep beraber bir kez daha haykırıyorum.

Altmışıncı Hükümet, Milliyetçi Hareket.

 Ne mutlu Türküm diyene

 

 

Dr. Devlet Bahçeli
Milliyetçi Hareket Partisi
Genel Başkanı

 



Yazılı Basın Açıklaması

07:48, 2007-Mar-25  ..  Kategori   ..  Link

Genel Başkanımız Sayın Dr. Devlet Bahçeli'nin
Başbakan Erdoğan’ın İmralı Katiline “Sayın” Sıfatını Kullandığını İtiraf Etmesinin
Ortaya Çıkardığı Sonuçlar Hakkında Yaptığı Yazılı Basın Açıklaması

21 Mart 2007

Başbakan Erdoğan, 2000 yılında bebek katiline “Sayın” sıfatıyla hitap ettiğine ilişkin iddialar karşısında derin bir sessizliğe gömülmüş ve dürüst ve namuslu olarak ortaya çıkıp ya “söyledim” ya da “söylemedim” demek cesaretini gösterememiştir.

AKP yöneticilerinin beyhude inkâr çabaları ile geçen uzunca bir suskunluktan sonra Başbakan Erdoğan “müflis tüccar eski defterleri karıştırır” diyerek, zımnen de olsa, bebek katiline “sayın” sıfatıyla hitap ettiğini ve böylece İmralı canisiyle aynı onur ve itibar çukurunu paylaştığını nihayet ikrar etmiştir.

Başbakan’ın kırıklarla dolu siyaset çizgisi ve sicili ışığında, bu ibret ve esef verici itiraf bizim için şaşırtıcı olmamıştır.

Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’nin milli kimliği, milli değerleri, devletin temel kuruluş ilkeleriyle sorunları bulunduğuna, bu konudaki takıntıların esiri olduğunu siyasi geçmişi şahittir.

1991 yılında PKK’nın taleplerini bir rapor haline getirerek bunları sahiplenen,
Türkiye’de eyalet sistemini savunan,
Türk milli kimliğini, sıradan bir alt-kimlik konumuna düşürmek için “Türkiyelilik” ve “Türkiye mozaiği” gibi hezeyanların sözcüsü olan,
Peşmerge liderleri ve Türkiye’deki terör destekli ayrılıkçı hainlerle bölücülük yarışına giren ve seçim rekabetine hazırlanan ve
Sürekli kimlik ve kişilik değiştirerek maskeli siyaset yapma anlayışının iflah götürmez temsilcisi olan
Başbakan Erdoğan’ın, İmralı canisi ile kurduğu itibar ilişkisi, ibret ve esef verici olsa bile, siyasi akidesi bakımından yadırganacak bir husus değildir.

Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır’da bölücülere cesaret ve ümit veren “demokratik Cumhuriyet” konuşmasından sonra İmralı canisinin kendisini takdir ettiğini açıkladığı düşünülürse, bu “takdir ve itibar”ın karşılıklı olduğu görülecektir.

Başbakan Erdoğan, kafa yapısını gün gibi açığa çıkaran bu suçüstü yakalanışını, “eski defterler” edebiyatıyla geçiştiremeyecektir.

Bu konulardaki defterlerin eskisi ve yenisi yoktur, kafa yapısı ne ise odur.

Siyasi düşüncelerin zaman içinde belirli ölçülerle değişmesi, gelişmelerin ve sosyal olguların ışığında yeni yorumlara kavuşturulması mümkündür.

Ancak, ideal ve inanç sistemlerinin, fikir yapılarının ana eksenin ve özünün yüzseksen derece yön değiştirmesi düşünülmeyecektir.

Bunun yanı sıra, devletin varlığı, milletin birliği, ülkenin bütünlüğü ve milli değerlerin böyle bir değişime konu olamayacağı ve bunu kaldıramayacağı da çok açıktır.

Bu konularda içine virüs girmesini bir kere kabul eden bünyelerin, takiye amaçlı söylemleri değişse bile, iflah ve tedavi olmaları mümkün değildir.

Böyle bir zihniyetin temsilcisinin Türkiye Cumhuriyeti Başbakan’ı olması, Türkiye için hem büyük bir talihsizlik, hem de züldür.

3 Kasım seçimlerinde “şiir-mağduriyet-merhamet” sömürüsüyle Türk milletini aldatan Başbakan’ın siyasi hüviyeti ve sicili şimdi bütün unsurlarıyla açığa çıkmıştır.

Başbakan Erdoğan’ın Türk milletini bir kere daha aldatması artık mümkün değildir.

Çankaya’ya çıkmaya heveslenen Başbakan’ın yakında sokağa dahi çıkacak yüzü kalmayacaktır.

 

Dr. Devlet Bahçeli
Milliyetçi Hareket Partisi
Genel Başkanı



MHP Sinanpaşa
Ilçe Başkanı

   Genel Merkez Menü
  Genel Baskan Mesajlari
  Genel Merkez Haberleri
  Genel Merkez Duyurulari
  Seçim Meydanlari
  Medyada Partimiz

   Hakkımda
Anasayfa
Özgeçmisim
Arşiv
Arkadaşlar
Fotoğraf Albümü

   Kategoriler


   Son Blog Girişleri

   Linkler

   Arkadaşlar


Partimiz Linkleri
mhpadisoyadi
mhpistanbul
mhpgenelmerkezi
mhpkalecik
mhpadana
mhpadiyaman
mhpafyonkarahisar
mhpagri
mhpaksaray
mhpamasya
mhpankara
mhpantalya
mhpardahan
mhpartvin
mhpaydin
mhpbalikesir
mhpbartin
mhpbatman
mhpbayburt
mhpbilecik
mhpbingol
mhpbitlis
mhpbolu
mhpburdur
mhpbursa
mhpcanakkale
mhpcankiri
mhpcorum
mhpdenizli
mhpdiyarbakir
mhpduzce
mhpedirne
mhpelazig
mhperzincan
mhperzurum
mhpeskisehir
mhpgaziantep
mhpgiresun
mhpgumushane
mhphakkari
mhphatay
mhpigdir
mhpisparta
mhpicel
mhpizmir
mhpkahramanmaras
mhpkarabuk
mhpkaraman
mhpkars
mhpkastamonu
mhpkayseri
mhpkirikkale
mhpkirklareli
mhpkirsehir
mhpkilis
mhpkocaeli
mhpkonya
mhpkutahya
mhpmalatya
mhpmanisa
mhpmardin
mhpmugla
mhpmus
mhpnevsehir
mhpnigde
mhpordu
mhposmaniye
mhprize
mhpsakarya
mhpsamsun
mhpsiirt
mhpsinop
mhpsivas
mhpsanliurfa
mhpsirnak
mhptekirdag
mhptokat
mhptrabzon
mhptunceli
mhpusak
mhpvan
mhpyalova
mhpyozgat
mhpzonguldak
mhpabana
mhpacigol
mhpacipayam
mhpadakli
mhpadalar
mhpadiyaman-golbasi
mhpadilcevaz
mhpafsin
mhpagacoren
mhpagin
mhpaglasun
mhpagli
mhpahirli
mhpahlat
mhpahmetli
mhpakcaabat
mhpakcadag
mhpakcakale
mhpakcakent
mhpakcakoca
mhpakdagmadeni
mhpakhisar
mhpakincilar
mhpakkisla
mhpakkoy
mhpakkus
mhpakoren
mhpakpinar
mhpaksaray-ortakoy
mhpakseki
mhpaksu
mhpaksehir
mhpakyaka
mhpakyazi
mhpakyurt
mhpalaca
mhpalacakaya
mhpalacam
mhpaladag
mhpalanya
mhpalapli
mhpalasehir
mhpaliaga
mhpalmus
mhpalpu
mhpaltindag
mhpaltinekin
mhpaltinova
mhpaltinozu
mhpaltintas
mhpaltinyayla
mhpaltunhisar
mhpalucra
mhpamasra
mhpanamur
mhpandirin
mhpantalya-kale
mhparaban
mhparac
mhparakli
mhparalik
mhparapgir
mhpardanuc
mhpardesen
mhparguvan
mhparhavi
mhparicak
mhparmutlu
mhparpacay
mhparsin
mhpartova
mhpasarcik
mhpaslanapa
mhpaskale
mhpatabey
mhpatkaracalar
mhpavanos
mhpavcilar
mhpayancik
mhpayas
mhpaybasti
mhpaydincik
mhpaydinlar
mhpaydintepe
mhpayranci
mhpayvacik
mhpayvalik
mhpazdavay
mhpbabadag
mhpbabaeski
mhpbafra
mhpbagcilar
mhpbahce
mhpbahcelievler
mhpbahcesaray
mhpbahsili
mhpbakirkoy
mhpbaklan
mhpbala
mhpbalcova
mhpbaliseyh
mhpbalya
mhpbanaz
mhpbandirma
mhpbaskil
mhpbasciftlik
mhpbaskale
mhpbasmakci
mhpbasyayla
mhpbattalgazi
mhpbayat
mhpbayindir
mhpbaykan
mhpbayramic
mhpbayramoren
mhpbayrampasa
mhpbekilli
mhpbelen
mhpbergama
mhpbesni
mhpbesikduzu
mhpbesiktas
mhpbesiri
mhpbeyagac
mhpbeydag
mhpbeykoz
mhpbeylikova
mhpbeyoglu
mhpbeypazari
mhpbeysehir
mhpbeytussebap
mhpbiga
mhpbigadic
mhpbilecik-yenipazar
mhpbirecik
mhpbismil
mhpbodrum
mhpbogazkale
mhpbogazliyan
mhpbolvadin
mhpbor
mhpborcka
mhpbornova
mhpboyabat
mhpbozcaada
mhpbozdogan
mhpbozkir
mhpbozkurt
mhpbozova
mhpboztepe
mhpbozuyuk
mhpbozyazi
mhpbuca
mhpbucak
mhpbuharkent
mhpbulancak
mhpbulanik
mhpbuldan
mhpburdur-kemer
mhpburhaniye
mhpbunyan
mhpbuyukcekmece
mhpbuyukorhan
mhpceyhan
mhpceylanpinar
mhpcide
mhpcihanbeyli
mhpcizre
mhpcumayeri
mhpcaglayancerit
mhpcal
mhpcaldiran
mhpcamardi
mhpcamas
mhpcameli
mhpcamlidere
mhpcamlihemsin
mhpcamliyayla
mhpcamoluk
mhpcan
mhpcanakci
mhpcandir
mhpcankaya
mhpcardak
mhpcarsamba
mhpcarsibasi
mhpcat
mhpcatak
mhpcatalca
mhpcatalpinar
mhpcatalzeytin
mhpcavdarhisar
mhpcavdir
mhpcay
mhpcaybasi
mhpcaycuma
mhpcayeli
mhpcayiralan
mhpcayirli
mhpcaykara
mhpcekerek
mhpcelebi
mhpcelikhan
mhpceltik
mhpceltikci
mhpcemisgezek
mhpcerkes
mhpcerkezkoy
mhpcermik
mhpcesme
mhpcildir
mhpcinar
mhpcinarcik
mhpcicekdagi
mhpcifteler
mhpciftlik
mhpciftlikkoy
mhpcigli
mhpcilimli
mhpcine
mhpcivril
mhpcobanlar
mhpcorlu
mhpcorum-bayat
mhpcubuk
mhpcukurca
mhpcumra
mhpcungus
mhpdaday
mhpdalaman
mhpdamal
mhpdarende
mhpdargecit
mhpdatca
mhpdazkiri
mhpdelice
mhpdemirci
mhpdemirkoy
mhpdemirozu
mhpdenizli-kale
mhpderbent
mhpderebucak
mhpdereli
mhpderepazari
mhpderik
mhpderince
mhpderinkuyu
mhpdernekpazari
mhpdeveli
mhpdevrek
mhpdevrekani
mhpdicle
mhpdidim
mhpdigor
mhpdikili
mhpdikmen
mhpdinar
mhpdivrigi
mhpdiyadin
mhpdodurga
mhpdoganhisar
mhpdogankent
mhpdogansar
mhpdogansehir
mhpdoganyol
mhpdoganyurt
mhpdogubeyazit
mhpdomanic
mhpdortdivan
mhpdortyol
mhpdumlupinar
mhpduragan
mhpdursunbey
mhpduzici
mhpduzkoy
mhpeceabat
mhpedremit
mhpeflani
mhpegil
mhpegirdir
mhpekinozu
mhpelbeyli
mhpelbistan
mhpeldivan
mhpeleskirt
mhpelmadag
mhpelmali
mhpemet
mhpeminonu
mhpemirdag
mhpemirgazi
mhpenez
mhperbaa
mhpercis
mhperdek
mhperdemli
mhperegli
mhperfelek
mhpergani
mhpermenek
mhperuh
mhperzin
mhpesenler
mhpeskil
mhpeskipazar
mhpespiye
mhpesme
mhpetimesgut
mhpevciler
mhpevren
mhpeynesil
mhpeyup
mhpezine
mhpfatih
mhpfatsa
mhpfeke
mhpfelahiye
mhpferizli
mhpfethiye
mhpfindikli
mhpfinike
mhpfoca
mhpgaziemir
mhpgaziosmanpasa
mhpgazipasa
mhpgebze
mhpgediz
mhpgelendost
mhpgelibolu
mhpgemerek
mhpgemlik
mhpgenc
mhpgercus
mhpgerede
mhpgerger
mhpgermencik
mhpgerze
mhpgevas
mhpgeyve
mhpgokceada
mhpgokcebey
mhpgoksun
mhpgolbasi
mhpgolcuk
mhpgole
mhpgolhisar
mhpgolkoy
mhpgolmarmara
mhpgolova
mhpgolpazari
mhpgolyaka
mhpgomec
mhpgonen
mhpgordes
mhpgorele
mhpgoynucek
mhpgoynuk
mhpguce
mhpguclukonak
mhpgudul
mhpgulagac
mhpgulnar
mhpgulsehir
mhpgulyali
mhpgumushacikoy
mhpgumusova
mhpgundogmus
mhpguney
mhpguneysinir
mhpguneysu
mhpgungoren
mhpgunyuzu
mhpgurgentepe
mhpguroymak
mhpgurpinar
mhpgursu
mhpgurun
mhpguzelbahce
mhpguzelyurt
mhphacibektas
mhphacilar
mhphadim
mhphafik
mhphalfeti
mhphalkapinar
mhphamamozu
mhphamur
mhphan
mhphanak
mhphani
mhphanonu
mhpharmancik
mhpharran
mhphasanbeyli
mhphasankeyf
mhphaskoy
mhphassa
mhphavran
mhphavsa
mhphavza
mhphaymana
mhphayrabolu
mhphayrat
mhphazro
mhphekimhan
mhphemsin
mhphendek
mhphinis
mhphilvan
mhphisarcik
mhphizan
mhphocalar
mhphonaz
mhphopa
mhphorasan
mhphozat
mhphuyuk
mhpilgaz
mhpilgin
mhpilica
mhpislahiye
mhpisparta-gonen
mhpibradi
mhpidil
mhpihsangazi
mhpihsaniye
mhpikizce
mhpikizdere
mhpilic
mhpimamoglu
mhpimranli
mhpincesu
mhpincirliova
mhpinebolu
mhpinegol
mhpinhisar
mhpinonu
mhpipsala
mhpiscehisar
mhpiskenderun
mhpiskilip
mhpispir
mhpivrindi
mhpiyidere
mhpiznik
mhpkabaduz
mhpkabatas
mhpkadikoy
mhpkadinhani
mhpkadisehri
mhpkadirli
mhpkagithane
mhpkagizman
mhpkahta
mhpkale
mhpkalkandere
mhpkaman
mhpkandira
mhpkangal
mhpkaraburun
mhpkarabuk-ovacik
mhpkarabuk-yenice
mhpkaracabey
mhpkaracasu
mhpkaracoban
mhpkarahalli
mhpkaraisali
mhpkarakecili
mhpkarakocan
mhpkarakoyunlu
mhpkaramanli
mhpkaramursel
mhpkarapinar
mhpkarapurcek
mhpkarasu
mhpkaratas
mhpkaratay
mhpkarayazi
mhpkargi
mhpkarkamis
mhpkarliova
mhpkarpuzlu
mhpkarsiyaka
mhpkartal
mhpkastamonu-bozkurt
mhpkastamonu-pinarbasi
mhpkas
mhpkavak
mhpkavaklidere
mhpkaynarca
mhpkaynasli
mhpkazan
mhpkazimkarabekir
mhpkeban
mhpkeciborlu
mhpkecioren
mhpkeles
mhpkelkit
mhpkemah
mhpkemaliye
mhpkemalpasa
mhpkemer
mhpkepsut
mhpkeskin
mhpkestel
mhpkesan
mhpkesap
mhpkibriscik
mhpkinik
mhpkirikhan
mhpkirkagac
mhpkizilcahamam
mhpkizilirmak
mhpkiziloren
mhpkiziltepe
mhpkigi
mhpkiraz
mhpkocaali
mhpkocakoy
mhpkocasinan
mhpkocarli
mhpkofcaz
mhpkonak
mhpkorgan
mhpkorgun
mhpkorkut
mhpkorkuteli
mhpkovancilar
mhpkoyulhisar
mhpkozakli
mhpkozan
mhpkozluk
mhpkoprubasi
mhpkoprukoy
mhpkorfez
mhpkose
mhpkosk
mhpkoycegiz
mhpkula
mhpkulp
mhpkulu
mhpkuluncak
mhpkumlu
mhpkumluca
mhpkumru
mhpkursunlu
mhpkurtalan
mhpkurucasile
mhpkusadasi
mhpkuyucak
mhpkucukcekmece
mhpkure
mhpkurtun
mhplacin
mhpladik
mhplalapasa
mhplapseki
mhplice
mhpluleburgaz
mhpmacka
mhpmaden
mhpmahmudiye
mhpmalazgirt
mhpmalkara
mhpmaltepe
mhpmamak
mhpmanavgat
mhpmanyas
mhpmarmara
mhpmarmara-eregli
mhpmarmaris
mhpmazgirt
mhpmazidagi
mhpmecitozu
mhpmelikgazi
mhpmenderes
mhpmenemen
mhpmengen
mhpmeram
mhpmeric
mhpmerzifon
mhpmesudiye
mhpmidyat
mhpmihalgazi
mhpmihaliccik
mhpmilas
mhpmucur
mhpmudanya
mhpmudurnu
mhpmuradiye
mhpmuratli
mhpmurgul
mhpmusabeyli
mhpmustafakemalpasa
mhpmut
mhpmutki
mhpnallihan
mhpnarlidere
mhpnarman
mhpnazilli
mhpnazimiye
mhpniksar
mhpnilufer
mhpnizip
mhpnurdagi
mhpnurhak
mhpnusaybin
mhpof
mhpoguzeli
mhpoguzlar
mhpoltu
mhpolur
mhpondokuz-mayis
mhporhaneli
mhporhangazi
mhporta
mhportaca
mhportakoy
mhposmancik
mhposmaneli
mhposmangazi
mhpotlukbeli
mhpovacik
mhpodemis
mhpomerli
mhpozalp
mhpozvatan
mhppalu
mhppamukova
mhppasinler
mhppatnos
mhppazar
mhppazarcik
mhppazarlar
mhppazaryeri
mhppazaryolu
mhppehlivankoy
mhppendik
mhppersembe
mhppertek
mhppervari
mhppinarbasi
mhppinarhisar
mhppiraziz
mhppolateli
mhppolatli
mhpposof
mhppozanti
mhppoturge
mhppulumur
mhprefahiye
mhpresadiye
mhpreyhanli
mhpsafranbolu
mhpsaimbeyli
mhpsalipazari
mhpsalihli
mhpsamandag
mhpsamsat
mhpsamsun-ayvacik
mhpsandikli
mhpsapanca
mhpsaray
mhpsarayduzu
mhpsaraykent
mhpsaraykoy
mhpsarayonu
mhpsaricakaya
mhpsarigol
mhpsarikamis
mhpsarikaya
mhpsarioglan
mhpsariveliler
mhpsariyahsi
mhpsariyer
mhpsariz
mhpsaruhanli
mhpsason
mhpsavastepe
mhpsavur
mhpseben
mhpseferihisar
mhpselcuk
mhpselcuklu
mhpselendi
mhpselim
mhpsenirkent
mhpserik
mhpserinhisar
mhpseydiler
mhpseydisehir
mhpseyhan
mhpseyitgazi
mhpsindirgi
mhpsilifke
mhpsilivri
mhpsilopi
mhpsilvan
mhpsimav
mhpsinanpasa
mhpsincan
mhpsincik
mhpsivas-altinyayla
mhpsivasli
mhpsiverek
mhpsivrice
mhpsivrihisar
mhpsolhan
mhpsoma
mhpsorgun
mhpsogut
mhpsogutlu
mhpsoke
mhpsulakyurt
mhpsultanbeyli
mhpsultandagi
mhpsultanhisar
mhpsuluova
mhpsulusaray
mhpsumbas
mhpsungurlu
mhpsuruc
mhpsusurluk
mhpsusuz
mhpsusehri
mhpsuleoglu
mhpsurmene
mhpsutculer
mhpsabanozu
mhpsahinbey
mhpsalpazari
mhpsaphane
mhpsarkisla
mhpsarkikaraagac
mhpsarkoy
mhpsavsat
mhpsebinkarahisar
mhpsefaatli
mhpsehitkamil
mhpsemdinli
mhpsenkaya
mhpsenpazar
mhpsereflikochisar
mhpsile
mhpsiran
mhpsirvan
mhpsisli
mhpsuhut
mhptalas
mhptarakli
mhptarsus
mhptaskent
mhptaskopru
mhptaslicay
mhptasova
mhptatvan
mhptavas
mhptavsanli
mhptefenni
mhptekkekoy
mhptekman
mhptercan
mhptermal
mhpterme
mhptire
mhptirebolu
mhptokat-pazar
mhptokat-yesilyurt
mhptomarza
mhptonya
mhptoprakkale
mhptorbali
mhptortum
mhptorul
mhptosya
mhptrabzon-koprubasi
mhptufanbeyli
mhpturgutlu
mhpturhal
mhptut
mhptutak
mhptuzla
mhptuzluca
mhptuzlukcu
mhpturkeli
mhpturkoglu
mhpugurludag
mhpula
mhpulas
mhpulubey
mhpuluborlu
mhpuludere
mhpulukisla
mhpulus
mhpurla
mhpusak-ulubey
mhpuzundere
mhpuzunkopru
mhpumraniye
mhpunye
mhpurgup
mhpuskudar
mhpuzumlu
mhpvakfikebir
mhpvan-edremit
mhpvan-saray
mhpvarto
mhpvezirkopru
mhpviransehir
mhpvize
mhpyaglidere
mhpyahsihan
mhpyahyali
mhpyakakent
mhpyalihuyuk
mhpyalvac
mhpyaprakli
mhpyatagan
mhpyavuzeli
mhpyayladagi
mhpyayladere
mhpyazihan
mhpyedisu
mhpyenice
mhpyenicaga
mhpyenifakili
mhpyenimahalle
mhpyenipazar
mhpyenisarbademli
mhpyenisehir
mhpyerkoy
mhpyesilhisar
mhpyesilli
mhpyesilova
mhpyesilyurt
mhpyigilca
mhpyildirim
mhpyildizeli
mhpyomra
mhpyozgat-aydincik
mhpyumurtalik
mhpyunak
mhpyusufeli
mhpyuksekova
mhpyuregir
mhpzara
mhpzeytinburnu
mhpzile
mhpzonguldak-eregli
mhpadanamerkezilce
mhpadiyamanmerkezilce
mhpafyonk