22 Mart Dünya Su Günü’nde, tüm insanlığı ilgilendiren su demokrasisinin ve adaletinin kurulması için suyla ilgili karar süreçlerine toplumun geniş kesimlerinin katılımını istiyoruz. Çünkü su; köylüleri, aile çiftçilerini, balıkçıları, yerel toplulukları, işçileri, göçmenleri, göçerleri, orman topluluklarını, kadınları, gençleri, tüketicileri ve kentlileri yakından ilgilendiriyor. Kısacası su; sanayiden-tarıma, köyden-kente, üreticiden-tüketiciye toplumun her kesimini yakından ilgilendiren doğal ve kamusal bir üründür.
İklimbilimcilerin ifade ettiği küresel ısınma tehlikesinin yarattığı en büyük sonuçlardan biri olan su kaynaklarına erişimin zorlaşması, her geçen gün insanlığın temel sorunu haline geliyor.
Ülkemizde tarım alanlarında başlayan, yerkürenin güney kısımlarında Dünya Bankası gibi kuruluşların yönlendirmesiyle gerçekleşen su özelleştirmeleri, suyun piyasalaştırılması ile, suyun kullanımını metalaştırıyor ve yerkürenin kuraklaştırılmasını hızlandırıyor. Buna karşılık uygulamaları ile yerkürenin umudu olan Bolivya, Venezüela gibi ülkelerde su kaynakları kamulaştırılıyor. Görüleceği üzere bu bir politik tercih sorunudur ve bu tercihin açığa çıkarılması gerekiyor.
Neo liberal politikalar aracılığıyla, yerkürenin ve insanlığın geleceği düşünülmeden, sermayenin ve yönetenlerin hırslarıyla her alan olduğu gibi su kaynakları da tahrip ediliyor. Bu alandaki özelleştirmelerin bir an evvel durdurulması, su kaynaklarının insanlık ve kamu yararına kullanılması sağlanmalıdır.
DSİ’nin Dünya Su Konseyi işbirliğiyle 2009 yılındaki 5. Dünya Su Forumu’na hazırlık olarak düzenlediği “Uluslararası Nehir Havzaları Yönetimi Kongresi”ne katılan Başbakan Erdoğan’a sormak gerek, ‘Bugün ülkenin ve yerkürenin su kaynaklarının kullanımı, korunması ve yönetimi konusunda kim, hangi tercihlere göre kararlar alıyor?’
Bugün çok uluslu şirketler, tüm ülke sathında küçük paralarla kiraladıkları kaynaklardan su çekiyor. Buna izin veren bir hükümetin su kaynaklarının korunması konusundaki inanırlığından söz edilebilir mi?
Farklı toplumsal kesimlerin ve örgütlerinin katılımıyla, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir bir kullanımı sağlayacak bir yasanın hazırlanması büyük önem taşıyor.
İkbal Polat
MYK Üyesi
21 Mart 2007

Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin 5. Olağan Büyük Kongresi; eşit, özgür ve demokratik bir ülkede birarada yaşamı savunma mücadelesinin, yaşadıklarımız ve önümüzdeki süreç düşünüldüğünde daha da bir ehemmiyet kazandığını tespit eder. Kongre, bir yandanyükselen milliyetçi-ırkçı kabarış karşısında hem örgütlü kesimleri hem de yurttaşları kapsayacak şovenizm karşıtı bir tutumun geliştirilmesi, yaygınlaştırılması için mücadele etmenin önemini saptar.
Diğer yandan da kapitalist küreselleşmenin sağlık, eğitim, sosyal güvenlik alanlarında yarattığı tahribata, toplumsal ve ekonomik haklarda yol açtığı kayıplara, işsizlik ve yoksulluğun yaygınlaşmasına ve doğanın kâr hırsına feda edilmesine karşı mücadelenin aciliyetinin altını çizer.
Kongremiz, bu ikili tutumu birbirinden ayırmazken, yani özgürlük ve eşitliği birleştiren bir mücadele hattını savunurken, önümüzdeki seçim sürecini de dikkate alarak eşitlikçi ve özgürlükçü sol bir seçeneğin yaratılmasının tarihsel öneminin kavrayışıyla davranmayı esas alır. Bunu gerçekleştirebilmek doğrultusunda Özgürlük ve Dayanışma Partisi, sahip olduğu politik-örgütsel olanakların ve diğer hassasiyetlerinin potansiyelinin öneminin farkında olarak davranacaktır. Kongremiz, neoliberal politikalara ve milliyetçi-ırkçı histeriye karşı mücadelede tereddüdü olan güçlerle, bir sol seçeneğin inşa edilemeyeceğinin altını bir kez daha önemle çizer. Kongremiz, bu mücadele eksenini benimseyen, milliyetçiliğe ve neoliberalizme karşı sesini yükseltmek isteyen tüm yurttaşları, ÖDP dostlarını, geçmişte birlikte yürüdüğümüz arkadaşlarımızı birlikte siyaset yapmaya, özgürlükçü ve eşitlikçi sol bir seçenek yaratmaya davet eder.
Kongremizde aşağıda başlıkları verilen önergeler kabul edilmiştir: 1. İşçi Sınıf İçin Örgütsel İnşa 2. Sağlık Alanında Acil ve Toplumsal Siyasal Görev 3. Yaşamı Savunalım 4. Kültürel Değerlerimizi Koruyalım 5. Kentsel Dönüşüm Kentsel Bölüşümün Yeni Aracıdır 6. Barış Mücadelesi Doğal Çevrede Enerji Üretimi 7. Su ve Su Yönetimi 8. Küresel Isınmaya Karşı Aktif Mücadele 9. Küreselleşmenin Yarattığı Olumsuz Sonuçlara Karşı Mücadele 10. Yoksun Kampanyası 11. Milliyetçiliğe ve Militarizme Karşı Mücadele 12. Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele 13. F Tipi Cezaevi Sorunlarına Karşı Mücadele
Aşağıda başlıkları verilen önergeler ise Parti Meclisi’ne havale edilmiştir:
1. PM üyelerinin %40’ının Bölge Meclisleri’nden Belirlenmesi 2. Konferans delegelerinin %75’inin ilçe konferanslarında, %25’inin il konferanslarında seçilmesi 3. Aday pusulalarında adayların karşısına il-ilçe adlarının yazılması 4. PM Çalışma Yönetmeliği’nde değişiklik yapılması